Modern Zamanın Huzursuzluğu: Belirtiden Öznel Arzuya
- Betül Esra BABA
- 11 Mar
- 1 dakikada okunur
Günümüzde huzursuzluk, genellikle "kaygı" veya "mutsuzluk" gibi genel tanımların içine hapsedilerek tıbbileştiriliyor. Oysa psikanalitik bakış açısı, semptomu sadece yok edilmesi gereken bir arıza değil, öznenin kendi gerçeğine dair verdiği bir "mesaj" olarak görür. Freud’un belirttiği gibi, bastırılan her şey bir gün mutlaka geri döner; ancak çoğu zaman tanınmayacak kadar kılık değiştirmiş olarak.
Lacan, bu huzursuzluğun temelinde bir "eksiklik" (lack) olduğunu vurgular. İnsan, konuşan bir canlı olarak dünyaya geldiği andan itibaren, hiçbir zaman tam olarak tatmin edilemeyecek bir arzunun peşine düşer. Bizler terapi odasında sadece "nasıl daha iyi hissederiz?" sorusuna yanıt aramıyoruz; daha çok o semptomun hangi arzuyu maskelediğini, kişinin kendi içindeki o yabancı dilin ne söylediğini anlamaya çalışıyoruz. İyileşme, semptomun tamamen silinmesi değil, öznenin kendi eksikliğiyle barışarak hayatına devam edebilme kapasitesini kazanmasıdır.



Yorumlar