top of page

Bir Ergenlik Hikayesi: Bedenin ve Ruhun Emrivakisi

9 Nis
3 dakikada okunur

Ergenlik, sadece biyolojik bir değişim süreci değil; ruhun adeta "hazırlıksız" yakalandığı bir dönemdir. Bir sabah aynaya baktığınızda sivilceler, değişen ses tonu ve yabancılaşmaya başladığınız bir bedenle karşılaşırsınız. Ergenlik; kimlik, ayrılık ve cinsellik üçgeninde çözülmesi gereken devasa bir meseleler bütünüdür.


Ergenlik bir emrivakidir.


İnsan bedeni büyümeye ve cinselleşmeye programlıdır. Tüm bunlar ruhsal bir emrivaki olarak gelir. Bir adımın bir diğerini takip etmesi gibi çocukluğun ardından gelen ergenlik adeta bir yazgı gibi bireye sormadan bedene ve dolayısyla ruhsallığa çöker. Duyulan ve beklenen bir dönem olsa bile asla nasıl yaşanacağı ve neler getireceği bilinemez. Benzer meseleler yaşanır fakat her insan için bambaşka dönüşümleri ve tekrar edişleri beraberinde getirecektir.


Bedenin Çığlığı: "Ben Kimim?"

Ergenliğin ilk işaretleri deride ve bedende başlar. Kıllanma, sivilceler ve yeni çıkan benler, çocuğun o güne kadar tanıdığı güvenli bedenin istilaya uğraması gibidir. Artık çocukluk geride kalmıştır ama yetişkinlik henüz çok uzaktadır. Bu "ara bölge", ergenin "Ben kimim?" sorusunu en yüksek sesle sorduğu yerdir.


Psikoseksüel Gelişimin Dönüm Noktası

Ergenliğe gelene kadar geçilen oral, anal, ödipal ve latans (gizil) dönemler, ergenlikte yeniden canlanır. Çocukluktaki "kastrasyon anksiyetesi" ve ödipal çatışmalar, ergenlikte artık döl verebilecek güçteki bir bedenle tekrar sahneye çıkar. Ergenlik aslında çocukluktaki ruhsal çatışmaların "ikinci bir şansla" yeniden işlenmesidir.


Ergenliğe kadar ruhsallık zaten bazı aşamalardan ve çatışmalardan geçmiştir. Ödipal çatışmadan doğan kastrasyon endişesi anne baba ile özdeşleşerek kapanmıştır. Gizil döneme girilmiş ve ruhsallık ve nesne ilişkilerinde sakinlik mevcuttur. Fakat bir sabah uyandığında pürüzsüz ve çocuksu cildindeki ilk sivilceyi gören bir ergenin krizi gibi latans dönemin sessizliği bozulur ve emrivaki bir dönüşüm başlar.


Ergenin Değişen Bedeni


Önceleri çocuk bedeninde buna dair çatışmalar yaşayan ergen için bedenin değişmesi ve büyümesiyle bir şeylere kadir olmaya başlar. Bunlardan biri artık zarar verebilecek bir saldırganlık gücüne sahip olmaktır. Bir diğeri ise daha öncesinde çocuksu cinsellikle yaşanılan deneyimlerin yanında artık üremeye yani neslini sürdürmeye gücü yetecektir. Bu artık kadir olma hali ergenin çözülemeden kapanmış çatışmalarını yeniden gündeme getirecektir. Dolayısıyla ruhsal anlamda ergenlik çok yoğun bir dönemdir. Ergenin ailesinden uzaklaşması biraz da bu yüzden anlamlıdır. O ara alanda çatışmaların çözülebilmesi ve ruhsallıkta işlenebilmesi için işlevsel olacaktır.


İkinci Bireyleşme Olarak Ergenlik


Ruhsallıktaki yoğun çalışmanın neticesinde ergenlik bir bireyleşme süreci olarak vuku bulur. Mahler, 3 yaş civarı nesne sürekliliğini fark eden çocuğun anneden aşamalı olarak ayrışmasını Ayrılma-bireyleşme olarak tanımlar. Peter Blos ise ergenliği aile bağlarından ayrışmak, uzaklaşmak ve ikinci bir bireyleşme olarak tanımlar. 3 yaşındaki çocuğun aileden uzaklaşıp dünyayı ve diğerlerini tanımaya çalışması gibi ergenlikte odağın romantik ve akran ilişkilerinde olması bireyin ötekileri tanımasına ve en nihayetinde kendi hakikatına yaklaşmasına yardımcı olur. Kimliğin oluşumu böylece mümkün olacaktır.


Kabuk Değiştirmek


Ergenliği tanımlarken Françiso Dolto, onları kabuk değiştiren ıstakozlara benzetir. Istakozlar artık sığmadıkları kabuklarını değiştirmek ve daha büyük bir kabuğa geçmek için toplanırlar. Bir seremoniyi andıran bu anda her bir ıstakoz kabuğundan çıkar ve o esnada oldukça savunmasız ve kırılgandır. Ta ki yeni kabuğunu bulup ona yerleşene kadar. Seçtiği kabuğun özelliklerini ve o kırılgan dönemde yaşadıklarının izini ise hayatı boyunca yaşar.


Kimlik Oluşumu ve Benliğin Yolculuğu


Çocuk önceleri (konuşmayı öğrenen kadar) beden imgesine sahip değildir. Ayna evresinde (Lacan) çocuk ötekinin ona yönelen bakışlarından yola çıkarak kendi kimliğini oluşturur. Yıllar sonra gelen ergenlikte ergen, sıkça aynada kendine bakarak (kendi hakkında düşünerek) birey olmaya adım atan bir kimlik oluşturur.


Çocuklukta anne babanın benliğiyle özdeşleşen insan, ergenliğinde anne babayla yaşadığı ayrışmadan (özdeşleşmenin devrilmesi) dolayı benliği güçsüzleşir. Zamanla inşa edilecek benlik için yeni özdeşleşmeler bulunur. Lacan benliği, çeşitli özdeşleşmelerle art arda eklenen soğan kabuklarına benzetir.


Farklılaşan ergen yapıp ettiklerinde halen referans olarak anne babasını alıyorsa bu henüz ayrışmamış bir benlik mesajını verir. Anne babası öyle dedi diye tam tersini yapan ergen buna örnek verilebilir. Örnekte olan ergenin davranışının referansının yine anne baba olmasıdır.


Ergen çocuksuluktan, anne babadan ve çiftcinsellikten ayrılır.


Çatışmaya Girmeyen Ergen


Ergenlik yaşlarında oldukça uyumlu olan ergenler çocuksu oluştan çıkmakta direnen ergenin tutumudur. Bu durum çoğunlukla aile tarafından desteklenir. Kurallara uyması ve ergeni denetleyebilmek ailenin de sürdürdüğü bir tutumdur. Ergenlik döneminde aşırı kilo almak da aynı zamanda büyümeyi reddetme, çocuksu hatta bebeksi (tombik) bir aşamada kalma anlamını taşıyabilir.



Ergenlik Ne Zaman Sonlanır?

Didier Lauru’ya göre ergenliğin bittiğini gösteren iki temel işaret vardır:

  1. Ebeveynlerle uzlaşma: Onları değiştirme arzusundan vazgeçip asgari düzeyde ılımlı bir ilişki kurabilmek.

  2. Bir ayrılık atlatmak: İlk büyük kaybın veya ayrılığın yasını tutabilme kapasitesi.

Ancak unutulmamalıdır ki, ergenlik hiçbir zaman bütünüyle kapanıp bitmez; içimizdeki o asi ve arayış içindeki ses, yaşam boyu bizimle kalmaya devam eder.


Ergenlerle Çalışmak Anlaşılmak Değil, Eşlik Edilmek

Aileyle de çalışmak demektir. Genelde ergeni aile getirir. Asıl şikayetçi onlardır. Bu tutumun karşısında hem ergen hem aile ile görüşerek yine eğitici ya da yönlendirici olmaktan uzak kalarak anlamak ve anlamlandırmak amaç olmalıdır (psikanalitik tedaviler için)

  • Ergenler anlaşılmak istemezler. Dinlenilmeye ve eşlik edilmeye ihtiyaç duyarlar.

  • Ergene yol gösterilmemeli ve kendilerinin bulmasına izin verilmelidir.

  • Ergenin saldırgan tavrı, bağımsızlığını koruma refleksi olarak görülmelidir.


Değişimden Korkmamak

Ergenlik, fırtınalı ama bir o kadar da yaratıcı bir dönemdir. Bu sancılı geçişin bir "yıkım" değil, yeni bir kimliğin "doğum sancısı"dır.

Yorumlar


@2021 by betül esra baba

bottom of page