top of page
Ara


Bir Ergenlik Hikayesi: Bedenin ve Ruhun Emrivakisi
Sivilcelerden kimlik krizine ergenliğin zorlu yolculuğu. Anne-baba ile olan çatışmaların ardındaki psikanalitik nedenleri ve ergenlikten yetişkinliğe geçişin şifrelerini çözüyoruz.
2 dakikada okunur


Ayrılığın Psikanalizi: Yaşam Boyu Süren Bir Vedalaşma
Ayrılık sadece bir son mu, yoksa gelişimin şartı mı? Erdişi efsanesinden ergenlikteki başkaldırıya kadar, ruhsal dünyamızdaki ayrılıkların ve onarım süreçlerinin derinliklerine bakıyoruz.
2 dakikada okunur


Günlük Yaşamın Psikopatolojisi: Sakarlıklar Bir Rastlantı mı?
Unuttuğunuz anahtarlar, yanlış söylenen isimler veya anlamsız gelen sakarlıklar... Freud'un 'Sakar Eylemler' kavramı ışığında, gündelik hatalarımızın ardındaki psikanalitik gerçekleri ve bilinçdışı arzularımızı keşfediyoruz.
2 dakikada okunur


Sınav Kaygısı ve Başarı Korkusu: Süper-Ego’nun Gölgesinde
Bir performans anında yaşadığımız o yoğun kaygı, sadece bir "başarısızlık korkusu" mudur, yoksa daha derin bir çatışmanın habercisi mi? Freudyen perspektiften baktığımızda, bu durumu genellikle "Süper-Ego"nun acımasız talepleriyle ilişkilendiririz. Süper-Ego, toplumun ve ebeveynlerin beklentilerini içselleştiren, bizi sürekli yargılayan o katı sestir. Bazen başarısız olmak kadar, "başarılı olmak" da bilinçaltında bir tehdit olarak algılanabilir; çünkü başarı bazen rekabeti, b
1 dakikada okunur


Bağlanmanın Kırılganlığı: İçsel Nesneler ve Güvenli Limanlar
Neden hep benzer örüntüleri tekrar ederiz? Neden bazen bizi en çok acıtan bağlara tutunup kalırız? Melanie Klein, bebeğin dünyayı "iyi" ve "kötü" olarak ikiye böldüğü o ilk aylardan itibaren, dış dünyadaki figürleri içsel birer nesne olarak zihnimize yerleştirdiğimizi söyler. Bu erken dönem nesne ilişkileri, yetişkinlikteki sevgi ve nefret kapasitemizin temel taşlarını oluşturur. Winnicott’ın "yeterince iyi anne" kavramı, burada hayati bir önem taşır. Mükemmel olmayan ama çoc
1 dakikada okunur


Modern Zamanın Huzursuzluğu: Belirtiden Öznel Arzuya
Günümüzde huzursuzluk, genellikle "kaygı" veya "mutsuzluk" gibi genel tanımların içine hapsedilerek tıbbileştiriliyor. Oysa psikanalitik bakış açısı, semptomu sadece yok edilmesi gereken bir arıza değil, öznenin kendi gerçeğine dair verdiği bir "mesaj" olarak görür. Freud’un belirttiği gibi, bastırılan her şey bir gün mutlaka geri döner; ancak çoğu zaman tanınmayacak kadar kılık değiştirmiş olarak. Lacan, bu huzursuzluğun temelinde bir "eksiklik" (lack) olduğunu vurgular. İns
1 dakikada okunur


Doğum Öncesi Travmalar
Bazı Asya ülkelerinde insanlar yaşları söylerken, 9 ay anne karnında oldukları süreye hesaba katarak söylerler. Örneğin 1990 yılında doğmuş bir kişiyi biz 0 yaşında doğdu olarak kabul ederiz ve 2019 yılında 19 yaşında olduğunu söyleriz. Fakat bahsettiğimiz Asya ülkelerinde, 1990 yılında doğan biri, anne karnındaki süreci de hesaba katarak yaklaşık 20 yaşında olduğunu savunur. Bu bağlamda doğum öncesi evre de diğer yaşam evreleri kadar önemlidir. Anne karnımızdaki halimizi h
2 dakikada okunur


Psikodinamik Psikoterapi
Psikodinamik psikoterapi nedir? Psikodinamik psikoterapi , kökenini psikanalitik teoriden alan derinlemesine bir çalışma yöntemidir. Freud’un kurucusu olduğu bu teorinin odağı, bilinçdışı dürtülerin yaşamınızdaki belirleyici yönünü keşfetmektir. Bir Klinik Psikolog eşliğinde yürütülen bu süreçte, geçmiş ilişkilenmelerin bugünkü hayatınıza yansımaları analiz edilir. Psikodinamik terapi arayışında olan danışanlar için bu yöntem, sadece semptomları gidermeyi değil, karakterin
1 dakikada okunur


'Hep beni mi bulur!': Tekrar Etme Zorlantısı
‘Hep beni mi bulur!’ ‘Bu tip kadın/erkekler hep bana mı denk gelir!’ Yaşamınızda bu tip cümleler kuruyorsanız ve tekrar eden ilişki örüntülenmeleri yaşadığınızı fark ediyorsanız yineleme zorlantısı yaşıyor olabilirsiniz. Yineleme zorlantısı kişinin çoğunlukla problematik olan ilişki örüntüsü hayatında tekrar etmesidir. Mesela kişi hemen hemen her ilişkisinden kendinden çokça verdiği fakat karşı taraftan almadığı bir ilişkilenmeyi yaşayabilir. Ya da her ne kadar terk edilmekte
1 dakikada okunur


Ayrışma
Yaşam ayrılıklarla dolu. İlk önce anne karnından, sonra bebek olmaktan ve çocuk olmaktan ayrılırız. Belki sevdiğimiz bir yerden ya da insandan da ayrılmamız gerekebilir. Ayrılıklar ve bunun ardından yaşanan yas bir insan olma görevidir. Bu ayrılıklar insanın olgunlaşmasında bir adım olabilir. Büyümenin görevi olan ayrışma yaşamda iki dönemde yoğunca hissedilir. 1-Mahler’in tarif ettiği ayrışma bireyleşme dönemi 5-9 ay arasında başlar ve 36.ay civarında tamamlanır. Önceleri ço
1 dakikada okunur


Sevgi ve Nefret
Sevgi deyince nefreti zıddında görürüz. Sanki sevilenden nefret edilmezmiş gibi. Ya da nefret deyince hiç sevgi içermez gibi gelir. Halbuki bu iki duygu madalyonun iki ucu gibidir: birbirinden zıt iki yana bakan ama birbirine diğer her seyden daha yakın olan. Sevgi de nefret de yoğun duygulardır. Ve yoğun sevginin olduğu bir yerde nefret sahneye girer. Çünkü bu kadar sevmek o kişi tarafından yaralanmayı da bir o kadar büyük yapacaktır. Üstelik yaralanmak için illa büyük bir h
1 dakikada okunur


Terapistini Seçerken
Şu sıralar bana çokça sorulan bir soru üzerinden kısa ve toparlayıcı bir açıklama yapmak istiyorum. Terapist ya da Psikolog seçerken nelere dikkat etmek gerekir diye soruyorsanız buyrun birkaç tüyo: Öncelikle başvurduğunuz terapistin eğitim bilgilerini sormakta çekinmeyin. Başvurduğunuz şikayetinize göre uzmanlığı olduğundan ve gerekli eğitimleri aldığından emin olun. Bir terapist için kendi terapisinden geçmiş olması ve Süpervizyon alması önemlidir. Başvurduğunuz terapiste b
1 dakikada okunur


Travmanın Süreğenleşmesi: TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu)
Travmanın beyindeki etkileri yazısında travma esnasında beyinde neler olduğunu gördük. TSSB’nda ise olayın kendisi yokken bile o stres durumu aktif olur. Hatta bu tehdit durumu sürekli devam ediyormuşçasına stres hormonları salgılanmaya devam eder. Bu durum anksiyete ve panik gibi bazı psikolojik zorlantılara sebep olabiliyorken kronik olması halinde kişinin bedensel açıdan görece zayıf olan noktalarında daha ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Bu problemlerden bazıları
2 dakikada okunur


Travmanın Beyindeki Etkileri
Bizler travmanın fiziksel etkilerini değil, geçmişten günümüze uzanan davranışlarımıza yerleşmiş sinsi bir şeytan gibi tetikte bekleyen o büyük etkilerini inceliyor olacağız. Travma olukça psikolojik bir kavram olarak gözükebilir. Fakat aslında pek çok psikolojik olgu gibi travmanın da fizyolojik etkileri mevcuttur. Bunu anlayabilmek için öncelikle travmayı yaşayan bir beyinde ve dolayısıyla bedende neler yaşandığını göz atarken, aynı zamanda üzerinden zaman geçtikten sonra
3 dakikada okunur


Geçilmesi Gereken Yol: Yas
Her canlının ölümü tadacağını biliyor ve inanıyoruz. Fakat ölüme hazır olmak mümkün değil. Belki de en çok yakınlarımızın kaybı bizi...
2 dakikada okunur


Her Çocuk Özeldir
Her insan dünyayı kendi gözlüklerinden görür. Tüm yaşanmışlıklar, genetik faktörler ve çevre etkileri her bir birey için kişiliğini önemli ölçüde etkileyen ve şekillendiren etmenlerdir. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır sözü burada da geçerlidir. Her birimiz bambaşka geçmişlerden geçerek geldik bu yaşımıza. Belki hep benzer şeyler yaşadık ama nihayetinde özgün ve biricik yaşamların sahibi olduk. Çocuklar da aynen böyledir. Onların geçmişleri belki biz yetişkinler kadar tec
2 dakikada okunur


Gece İnsanı Ya Da Gündüz İnsanı Olmak
Geceler çoğu insan için uykuyu ve dinlenmeyi ifade eder. Fakat bazı insanlar bu konuda yarasa gibidir. Herkesin uyuduğu gece vakitlerinde daha uyanıktırlar. Yapılacak işlerini geceye bırakırlar. Çoğunun ortak argümanı gecenin daha sessiz ve üretebilir fonksiyonda olmasıdır. Bu insanlar geceleri uyanık oldukları için gündüzleri uyuyarak geçirirler. Bizim annelerimizin bu konudaki görüşü ise hepimizin malumudur. Gece uyumalı ve sabah erken kalkmalıyız. Peki ya gerçekten öyle mi
2 dakikada okunur


Karşıdakinin gözünde kendini görme: Empati
Empati son yüzyılda bahsedilen ilişkilerle alakalı önemli bir kavramdır. Bu kavram özellikle Son yıllarda üzerine yapılan araştırmalarca ilişkilerdeki önemi kanıtlandığı için önem kazandı. Peki empati nedir? Empati halk arasında bir başkasının yerine kendini koymak olarak geçer. Fakat durum bu kadar basit değildir. Bir başkasının duygusunu anlamak hasebiyle bir başkasının yerine kendini koymak doğrudur. Fakat empatinin tam olabilmesi için karşıdakini hisseden kişinin bir geri
2 dakikada okunur


Dip Köşe Bilinçaltı Temizliği!
Bize en çok gelen sorulardan birisi bilinçaltını temizlemek mümkün mü sorusudur herhalde. Şimdi bende size soruyorum evimizi yaz temizliği yaptığımız gibi zihnimizide yaz ve kış olmak üzere her seferinde bir temizlesek, tüm yaşadıklarımızdan bir bir kurtulsak çok güzel olmaz mıydı? Temizliği seven bir toplum olarak bilinçaltını da dip köşe temizlemek isteyen bir yanımız var malum. Peki bu popüler camiada bilinçaltı temizliği denen şey gerçekten mümkün mü? Bilinçaltı mı bilinç
3 dakikada okunur


Soru Sorma Makinaları: Çocuklar
Beynimiz sürekli olarak duyumsadığı şeyleri anlamlandırmaya çalışır. Bu anlamlandırma çabasını en rahat çocuklarda gözlemleyebiliriz. Çocukların sorduğu ilginç sorular hepimizin malumudur. Kimin çocuk yıldızların da bizim gibi isimleri var mı anne diye sorar. Kimisi ise Allah hangi rengi sever baba der. Bu sorular bize komik gelebilir. Fakat bu sorulara verilen cevaplar aslında bir yaşamı inşa eder. Küçük bilim insanları olan çocukların soruları yaşamı keşfetmek üzerinedir. S
2 dakikada okunur
bottom of page