top of page

Sınav Kaygısı ve Başarı Korkusu: Süper-Ego’nun Gölgesinde

Güncelleme tarihi: 18 May

Bir performans anında yaşadığımız o yoğun kaygı, sadece bir "başarısızlık korkusu" mudur, yoksa daha derin bir çatışmanın habercisi mi? Freudyen perspektiften baktığımızda, bu durumu genellikle "Süper-Ego"nun acımasız talepleriyle ilişkilendiririz. Süper-Ego, toplumun ve ebeveynlerin beklentilerini içselleştiren, bizi sürekli yargılayan o katı sestir. Bazen başarısız olmak kadar, "başarılı olmak" da bilinçadışında bir tehdit olarak algılanabilir; çünkü başarı bazen rekabeti, bazen de ötekinden ayrışmayı temsil eder.


Başarısız olmak en az başarılı olmak kadar korkutucudur. Çünkü başarılı olursak önceleri role model olarak gördüğümüz ötekini geçmemiz gerekebilir. Ötekini geçmenin anlamı sevgiden yoksun kalmak ve ya terk edilmek olursa bu arzumuz bize suçlu hissettirebilir. Başarılı olmanın bu tip büyük bedelleri olduğunda adım adım ulaşılabilecek bir başarıdan daha dehşet verici olabilir.


Gençlik döneminde sınav kaygısı veya performans anksiyetesi şeklinde kendini gösteren bu durum, aslında bireyin kendi arzusu ile ötekinin ondan beklediği şey arasındaki sıkışmışlığıdır. Analitik süreçte amaç, bu katı yargıçla (Süper-Ego) pazarlık etmek ve kişinin kendi kapasitesini, bir başkasının onayına hapsolmadan kullanabilmesini sağlamaktır. Kaygı, üzerine gidilmesi gereken bir düşman değil, kişinin kendi sınırlarını ve potansiyelini tanıması için çözülmesi gereken bir bilmecedir.



Yorumlar


@2021 by betül esra baba

bottom of page