top of page

Semptomdan Ruhsallığa

1 Eki
2 dakikada okunur

Psikanalitik yaklaşım, insan davranışlarının ve özellikle semptomların altında yatan bilinçdışı anlamları keşfetmeye odaklanır. Günlük hayatta karşılaştığımız fiziksel ya da ruhsal semptomlar, çoğu zaman yüzeyde görünenin ötesinde bir anlam taşır. Bu yazıda, psikanalitik açıdan semptomların ardındaki anlamları anlamaya çalışacağız. Semptomların sadece bir rahatsızlık belirtisi olmadığını, aynı zamanda kişinin iç dünyasındaki çatışmaların, bastırılmış duyguların ve çözülmemiş sorunların dışa vurumu olduğunu göreceğiz.


Semptom Nedir ve Psikanalitik Yaklaşım Nasıl Farklıdır?


Semptom, genellikle bir hastalık ya da rahatsızlığın dışa vurumu olarak tanımlanır. Ancak psikanalitik bakış açısı, semptomu sadece fiziksel bir sorun olarak görmez. Semptom, bilinçdışında kalan çatışmaların, korkuların ve arzuların sembolik bir ifadesidir. Bu nedenle, semptomun kendisi değil, arkasındaki anlam önemlidir.


Sürekli olarak elini yıkayan birini gördüğümüzde bunun yaşamı zorlaştıran bir takıntı olduğunu fark ederiz. Psikanalitik yaklaşımda bu semptom derinlikli olarak çalışılır. Örneğin, bu semptomun çalışılmasının ardından kişinin bilinçdışı bir suçluluk hissinin kişiyi elini sürekli olarak yıkamaya ittiği bulunabilir. Böylece bir semptom bilinçdışına giden yolu açar.


Psikanalitik yaklaşımın semptoma bakışındaki en büyük farklılık ise semptom ile ne yapacağında değişir. Diğer ekoller semptomu kurtulunması gereken bir fenomen olarak ele alıp bu amaçla çalışırken psikanalitik çalışmada semptom bilinçdışı çatışmalara götüren etmenlerdir. Ve bu semptomlardan kurtulmaya değil temelde anlamaya çalışırız.


Semptomların Arkasında Yatan Bilinçdışı Çatışmalar


Psikanalitik kuramın temel taşlarından biri, bilinçdışının insan davranışlarını şekillendirdiğidir. Semptomlar, bilinçdışında çözülmemiş çatışmaların dışa vurumudur. Bu çatışmalar genellikle çocukluk deneyimlerinden, aile ilişkilerinden ya da bastırılmış duygulardan kaynaklanır.


Örnek olarak, bir kişi sürekli olarak mide rahatsızlıkları yaşıyorsa, bu durum onun hayatındaki belirsizliklere ya da kontrol edemediği durumlara karşı geliştirdiği bir savunma mekanizması olabilir. Mide, sindirimle ilgili olduğu için, bu semptom kişinin yaşadığı duygusal "sindiremediği" durumları temsil edebilir.


Semptomların Psikanalitik Yorumu İçin Örnekler


  • Fobiler: Birçok fobi, bilinçdışındaki korkuların sembolik ifadesidir. Örneğin, kapalı alan korkusu (klostrofobi), kişinin bastırdığı bir duygudan kaçma isteğinin dışa vurumu olabilir.

  • Unutkanlık: Sürekli yaşanan unutkanlık, bilinçdışında kabul edilmek istenmeyen anıların ya da duyguların bastırılması anlamına gelebilir.

  • Uyku Bozuklukları: Rüyalar ve uyku düzenindeki bozukluklar, bilinçdışındaki çatışmaların gece boyunca ortaya çıkma şeklidir. Kabuslar, bastırılmış korkuların simgesel anlatımıdır. Aynı zamanda uyuyamamak hali de kişinin kendini sakinleştirmediğinin göstergesi olup biliçdışı çatışmalara bakmamızı gerektirir.


Bu örnekler, semptomların sadece fiziksel ya da yüzeysel sorunlar olmadığını, kişinin iç dünyasındaki karmaşık süreçlerin dışa vurumu olduğunu gösterir.


Semptomların Anlamını Çözmek İçin Psikanalitik Teknikler


Psikanalitik terapi, semptomların ardındaki anlamı çözmek için çeşitli teknikler kullanır:


  • Serbest çağrışım: Kişi aklına gelen her şeyi sansürlemeden söyler. Bu yöntem, bilinçdışındaki düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlar.

  • Rüya analizi: Rüyalar, bilinçdışının kapısıdır. Rüyaların yorumlanması, semptomların altında yatan duyguları anlamaya yardımcı olur.

  • Aktarım ve karşıt aktarım: Terapist ve danışan arasındaki duygusal etkileşimler, kişinin bilinçdışı çatışmalarını yansıtır ve çözüm için fırsat yaratır.


Bu teknikler, semptomların sadece tedavi edilmesi değil, anlamlarının keşfedilmesi için kullanılır.


Semptomların Anlamını Anlamak Neden Önemlidir?


Semptomların ardındaki anlamı anlamak, tedavi sürecinde kritik bir rol oynar. Sadece semptomu yok etmek, altta yatan sorunu çözmez. Örneğin, sürekli baş ağrısı çeken bir kişi ağrı kesici kullanarak rahatlayabilir, ancak stres ve kaygı kaynaklı bu baş ağrısının nedeni çözülmediği sürece semptomlar tekrar eder. Yani semptom ortadan kalksa bile başka bir kılıkla yeniden yaşama dahil olur.


Psikanalitik yaklaşım, kişiye kendi iç dünyasını keşfetme ve anlamlandırma fırsatı sunar. Bu süreç semptomun ortadan kalkmasını garantilemez. Zaten mesele semptomla mücadele etmek değil ruhsallığın günlük hayatın gidişatında beliren bölümü olan semptomu bir terapi ilişki içerisinde anlamaktır.




 
 
 

Yorumlar


@2021 by betül esra baba

bottom of page